Nasil Bir Ekonomi – Nasil Bir Ekonomi

Deprem, kargaşa ve koordinasyon

Ahmet Baybars Gögez Yerel Y önetim Danışmanı Yetersiz koordinasyon başarı getirmez

Afetlerle mücadele mevzuatı dahil hiçbir eksiğimiz yok. Fazlası var diyebiliriz. Ancak orasından burasından çekiştirip, sabah erken kalkanın kafasına göre talimatlarla geçmişteki başarılı örnekleri bile uygulayamama sorunumuz var. En büyük sorunumuz da maalesef koordineli hareket edememek...

Kahramanmaraş merkezli peşi sıra 7,7 ve 7,6 şiddetinde iki ayrı depremle 6 Şubat sabaha karşı sarsıldık. Uzmanlar, aynı bölgede gerçekleşen bu iki depremin birleşik etkisi 11 civarı diyor. Yaralı sayısı 100 bin kişiyi çoktan aştı. 14 Nisan itibarıyla resmi kurumların açıklamasına göre can kaybı 50 bin 500 kişi oldu.

Türkiye ve gelişmiş toplumlarda sistemin işleyişi; Merkezi planlama, yerelde uygulama, etkin denetim ve sürekli koordinasyon üzerine kuruludur. Devlet kurumları planlama, denetim ve koordinasyon ağırlıklı yapılanırken, Yerel yönetimler/ belediyeler, STK’lar başta olmak üzere diğer yerel yapılar birlikte hareket ederek, devletin koordinasyonu altında uygulayıcı olarak görevler alırlar.

AFAD, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi’ne geçiş ile birlikte afetler için yapılandırılmış koordinatör kurumdur. Uygulayıcı kurumların kendi işgücü, araç ve ekipman varlıklarını en etkin şekilde kullanabilmek amaçlı koordinasyon merkezleri (AKOM gibi) vardır/ olmalıdır. Bunun yanında ülkelerin her afette ilk önce tepki gösteren Kızılay ve benzeri müdahaleci kurumları da vardır. AFAD kurulduktan sonra sistemde bazı sorunlar yaşandığını biliyorduk ama hiç bu depremde gördüğümüz kadar, sistemin karmaşık bir yapıya dönüştüğünü tahmin etmiyorduk.

AFAD ve yerel yönetimlerde sorumluluk, yetki ve koordinasyon (eşgüdüm)

EŞGÜDÜM SORUMLULUĞU AÇISINDAN AFAD

AFAD orkestra şefi, teknik direktör gibidir. Kendisinden beklenen, afet öncesi eşgüdüm ile afet esnasında adeta ezberlenmiş hareket tarzları ve planlara uygun görevlendirilen ve/ veya organize olmuş; Devlet kurumları- yerel yönetimler- STK’lar ve Sivil girişimlerin (AHBAP, AKUT vb.) maksimum hız ve verimlilikte iş yapabilmelerinin önünü açmaktır. Yasal olarak kurulmuş ve ülkemizde batılı ülkelere oranla parmakla sayılacak kadar az olan bu kuruluşları görmezden gelip, değersizleştirmenin kimseye yararı yoktur.

AFAD, merkezden yapacağı koordinasyon çalışmaları yanında, afet sahasında da tabiri caiz ise topa girmeden oyun kurucudur/ olmak zorundadır. Nasıl ki teknik direktörden sahaya girip gol atması beklenmiyorsa, AFAD’dan da kimse depremde yıkılan binaların içine girerek insanları kurtarmasını veya yaralı kurtulanları ameliyat yapmasını bekleyemez/ beklememeli. Tuhaf olan tüm kamuoyu bunu böyle bilse de, kurum yetkililerinin hala meseleyle boğuşarak, kendilerine farklı roller biçme telaş ve gayretinde olmalarıdır. Hatta AFAD, kanunla kendisine verilmiş bu görev nedeniyle aynı zamanda tek sorumludur. Tüm başarı ve başarısızlıklar onun hanesine yazılacaktır. Web sitesine göre dört genel müdürlüğü var. Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürlüğü, Barınma ve Yapım İşleri Genel Müdürlüğü, Afetlere Müdahale Genel Müdürlüğü, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

Bir süre önce sosyal medya ve basında gündeme gelen İsmail Palakoğlu, Afetlere Müdahale Genel Müdürlüğü’nü yönetiyor. (Emekli subay ve generallerden KHO’dan öğrencilerim dahil bu görevi üstlenecek en az 100 kişiyi hemen sayarım.) Müdürlüğün beş daire başkanlığı var. Diğer dört daire AFAD’ın koordinasyon misyonu ile uyumlu olsa da, “Arama ve Kurtarma Dairesi” tam olarak operasyonel bir daire gibi görünüyor. Sanırım kurtarma operasyonlarında gördüğümüz kişiler bu dairenin personeli. Sitede müdürlüklerin görev ve sorumluluk tanımları verilmediği için tahmin ediyoruz.

AFAD misyonu; “Afet ve acil durumlara ilişkin süreçlerin etkin yönetimi için gerekli çalışmaları yürütmek, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak ve bu alanda politikalar üretmek” https://www.afad.gov.tr/afadhakkinda linkinden “Görev ve Yetkilerimiz” başlığı altında şöyle yazıyor?

AFAD’ın görev ve yetkileri, 15/07/2018 tarihinde yayımlanan 4 No.lu Bakanlıklarla Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatları Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 30 ila 56’ncı maddeleri arasında belirlenmiştir.

Kararnamede AFAD’ın görevleri “afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetlerin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve olayların meydana gelmesinden önce hazırlık ve risk azaltma, olay sırasında yapılacak müdahale ve olay sonrasında gerçekleştirilecek iyileştirme çalışmalarını yürüten kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanması, yurt içinde ve yurt dışında insani yardım operasyonlarının yapılması ve koordine edilmesi ile bu konularda politika önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanması”.

Bu görevler arasında “Arama ve Kurtarma Dairesi” kurmayı gerektirip, enkazdan kurtarma çalışmalarına katılma görevi/ sorumluluğunu bulamadım. O halde Kızılay’ın battaniye ve çadır dağıtımını bile üstlenip, Yerel yönetimlerin afete hazırlık için gerekli donanım, araç ve gereç alımlarına neden müdahale ediliyor?

Nereden çıkarıyorsun diye soran olursa; 2021 yılı Ağustos ayında İBB AKOM tarafından gelen davetle yaklaşık üç saat önerdiğimiz çağdaş ve gelişmiş model üzerinden danışmanlar dahil tüm AKOM üst yönetimine sunum yaptık. Sonrasında geriş dönüş bekledim. Gelmeyince bloğumda önerdiğimiz modeli ve izlenimlerimi yazdım. Yazımda; “Bahse konu proje, bugün başlansa tüm İstanbul’un ihtiyacı için miktara bağlı olarak 1- 3 yılda ancak üretilebilir.” değerlendirmesini yapmıştım.

Maalesef hala iş makinesi olmadan kurulamayan, söküldükten sonra tekrar kurulup depolanamayarak hurdaya ayrılan, her biri ayrı TIR ile taşınabilen konteynerler ile afetzedelerin; yağmur- kar- çamurda yerle temasını kesmeden, sıcak ve soğukta hiçbir konfor sağlamadan onları barınmaya zorlayan çözümler başarı diye anlatılıyor. Hala çadıra bile muhtaç olanları gördükçe içim sızlıyor. Eski bir asker olarak -35 derecede kış tatbikatında çadırda yattım. Nasıl bir şey olduğunu iyi bilirim. https://abaybarsgogez.net/ gelecegin-yerel-yonetim-anlayisinda-afet-yonetimi-ve-acil-mudahale-koyu-konsepti/

Pratik bir çözüm önerim var;

AFAD ve AKOM yetkilileri dahil afetlerle ilgili/ sorumlu tüm yöneticileri, -20 ile +40 derecede bu çadır ve konteynerlerde iki gün kalacak şekilde, her yıl hizmet içi eğitime alalım, sorunlar bir yıl içinde çözülmezse her türlü cezaya razıyım.

UYGULAMA YETKİ VE SORUMLULUĞU AÇISINDAN YEREL YÖNETİMLER

1. 5393 sayılı Belediye Kanunu Md. 53; “Belediye; yangın, sanayi kazaları, deprem ve diğer doğal afetlerden korunmak veya bunların zararlarını azaltmak amacıyla beldenin özelliklerini de dikkate alarak gerekli afet ve acil durum plânlarını yapar, ekip ve donanımı hazırlar. Acil durum plânlarının hazırlanmasında varsa il ölçeğindeki diğer acil durum plânları ile koordinasyon sağlanır ve ilgili bakanlık, kamu kuruluşları, meslek teşekkülleriyle üniversitelerin ve diğer mahallî idarelerin görüşleri alınır. Plânlar doğrultusunda halkın eğitimi için gerekli önlemler alınarak ikinci fıkrada sayılan idareler, ku

rumlar ve örgütlerle ortak programlar yapılabilir. Belediye, belediye sınırları dışında yangın ve doğal afetler meydana gelmesi durumunda, bu bölgelere gerekli yardım ve destek sağlayabilir.”

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu Md. 69 ile Acil durum planı il sınırları için hazırlanırken, İl- ilçe Belediyeleri de mücavir saha sınırları için planlarını hazırlar. “İl ölçeğinde hazırlanan diğer acil durum planları ile eşgüdüm sağlanır.”

Planlar “Bölge Olağanüstü Hal Planı” olarak komşu illeri de kapsayacak şekilde hazırlanmalıdır.

Afet deyince akla deprem gelse de, dünya çapında baktığımızda Sel ve Fırtınadan sonra depremler üçüncü sıradadır. Sayıştay web sitesindeki “Taşkın Risk Yönetimi Raporu’ndan” alıntı yaparak, havza bazlı hazırlanacak TYP-Taşkın Yönetim Planı’nın da aynı mantıkla, komşu ilhavza planlarıyla koordineli şekilde hazırlandığı görülmektedir. https:// abaybarsgogez.net/taskin-risk-yonetimi-ve-yerel-yonetimler/

Afet zamanında Kahramanmaraş

depremi gibi, planda yer alan il ve ilçe yerel birimlerinin birçoğu işlevsiz kalmaktadır. Planlarda gerekli ekiplerin ve donanımın hazırlanması, halkın eğitimi, çevre illere yapılacak yardımlar vb. olmalıdır. AFAD Kızılay dahil tüm birimlerin satın alacağı donanım- araç ve ekipmanlara müdahil olmak yerine, hazırlıkların zamanında ve gereği gibi yapılmasını denetlese daha iyi olmaz mı?

6 Şubat depreminden hemen sonra belediyelerin afet bölgesine gönderdikleri binlerce kişiden oluşan kurtarma ekiplerinin barındıkları- lojistik ihtiyaçlarını karşıladıkları Acil Müdahale Köyü hazırlıklarının yetersiz olduğu da anlaşılmıştır. En hazırlıklı olan bile 50- 60 kişilik kurtarma ekibi için mobil barınma- WC- banyo vb. hazırlık yapmış. Afet zamanında yollar hasar gördüğü için onu da zamanında bölgeye ulaştıramamışlar.

Afetlere müdahalede temel prensip, “en alt kademeden yukarıya

doğru süratle hareket etmektir.” Hazırlanan planlar doğrultusunda gerekli eğitimi almış ekiplerin ayrıca talimat beklemeden, afet olduğunda sorumluluk bölgelerine ulaşarak veya en fazla hasar gören yerlerden başlayarak süratle işe koyulmaları gerekir. Kahramanmaraş depreminde ilk iki gün en üst kademelerden izin bekleyerek asker ve madencilerin afet bölgesine geç intikal etmesi kötü örnek, İSKİ ile HATSU yöneticilerinin talimat beklemeden masada buluşup sorunların çözümü için kararlar alması güzel örnek olarak hafızalarımızda yer almıştır.

Belediyeler ve ilgili kurumların afetlere hazırlanmasında üç aşamalı ayrıntılı planlamalar yapılması gerekir; Afet öncesi, Afet esnasında ve Afet sonrası yapılacaklar. Kanunlar ve yönetmeliklere bakınca her bir plana uygun görev ve sorumlulukların kesin hatlarıyla belirlendiğini görüyoruz.

Yaklaşık 250 civarı mevzuatıyla Yerel Yönetimlerin Afetlerle Mücadele Mevzuatı dahil hiçbir eksiği yok. Fazlası var diyebiliriz. Ancak orasından burasından çekiştirince, geçmişteki başarılı örnekleri bile uygulayamama sorunu yaşanıyor. En büyük sorunumuz da maalesef eşgüdüm.

Afet öncesi hazırlıklar için gerekli ekip ve donanımın hazırlanarak eğitim verilmesi önemli olsa da, 3194 sayılı İmar Kanunu uygulama sorumluluğu nedeniyle, kentsel planlama ve imar planlarının hazırlanması (Nazım İmar Planı ile uygulama imar planları), yapı denetim şirketleri ile işbirliği açısından belediyeler birinci derece sorumludurlar. Bunların yanında iletişim, ulaşım, yangın- itfaiye, katılımcılık, barınma, afet toplanma bölgelerinde kurulacak “Acil müdahale köyü ve koordinasyon merkezi” gibi planlamalar da çok önemlidir. Amaç afet ile yaşanan hasarı en az zararla kapatmak ve vatandaşların süratle afet öncesi yaşam koşullarına yakın barınma, yeme, içme, sosyal ve psikolojik şartlara kavuşmalarını sağlamaktır. Afet koordinasyonunda ilde vali, ilçelerde kaymakamlar en üst yetkilidir. Büyükşehir sorumluluğu il sınırları olduğu için, AKOM- Afet Koordinasyon Merkezi’nde mülki amir ve belediye yönetimi, eylem ve planlamaları birlikte koordine ederler.

Depremden etkilenen 11 il arasından yedi tanesi büyükşehir. Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Adana, Diyarbakır, Hatay, Malatya. Hepsinde AKOM var. Hepsinin sorumluluk alanı il mülki sınırı. Afetin 11’inci gününde, basın ve medyadan hala ulaşılamayan köyler olduğunu ve altyapının tamamen çöktüğünü duyduk.

Kahramanmaraş depreminde görüldüğü gibi, planda yer alan il ve ilçe yerel birimlerinin birçoğu işlevsiz kaldı. Afetlere müdahalede temel prensip, “en alt kademeden yukarıya doğru süratle hareket edilmesidir.” Neden en üst makamdan izin beklemek gibi ters uygulamalara şahit oluyoruz Belediyelerin afetlere hazırlanmasında üç aşamalı ayrıntılı planlamalar yapılır; Planlar doğrultusunda gerekli eğitimi almış ekiplerin ayrıca talimat beklemeden, sorumluluk bölgelerine ulaşarak veya en fazla hasar gören yerlerden başlayarak süratle işe koyulmaları gerekir

NASIL?

tr-tr

2023-04-17T07:00:00.0000000Z

2023-04-17T07:00:00.0000000Z

https://nbe.pressreader.com/article/282213720115947

Nasil Bir Ekonomi Medya Haber Basin A.S.